On Soruda Pukka Living
1. Nedir bu Pukka Living?
İstanbul ve dünyadan butik duruşu olan ‘indie’ yerleri, nevi şahsına münhasır keşifleri, fark yaratan kişileri ve onların yaptıklarını duyuran ücretsiz bir fısıltı gazetesi diyebiliriz. Bağımsız, espirili markaları tercih eden, güçlü tasarıma inanan, yüksek seçicilikteki ama zamanı kısıtlı özel kişilere İstanbul ve dünyadan böyle samimi adresler ve yenilikler, kültürel ve sanatsal olaylarla ilgili sürekli bilgi veren bir tür ‘zeitgeist digest’ yani. Bir yandan da ellerinde bütçeleri olmadığı için seslerini duyurmaları çok zor olan küçük dükkanları, genç tasarımcıları ve sanatçıları, onların kıymetini anlayacak doğru bir kitleyle buluşturması nedeniyle bir tür ‘çöpçatanlık’ yaptığı da söylenebilir. Her gün Türkçe ve İngilizce yayınlanıyor.
2. Hoşmuş. Pardon ama, ‘Pukka’nın anlamı ne?
‘Pukka’, İngilizce argoda ‘kaliteli’, ‘içten’, ‘orjinal’ anlamına geliyor: tıpkı haber yaptığı insanlar, ürünler ve etkinlikler gibi... Gözümüz her an yeni bir yer, heyecan verici bir trend ve taze haber üzerinde. Eğer tam Pukka’lık bir dükkan, ürün, kişi, mekan veya trend biliyorsanız, sizi dinliyoruz (ve hakkınızı veriyoruz). Bize feedback[at]pukkaliving.com adresinden ulaşabilirsiniz.
3. Anladım. Nereden çıktı bu fikir?
Benden. Uzun zamandır dergilere freelance yazarlık ve trend tahmini yapıyorum; dolayısıyla benim işim zaten nerede ne var’ı araştırmak; bir sonraki ‘hit’i tahmin etmek. Buna bir de kendi mükemmelliyetçiliğim ve herkesin bilmediği ama çok klas şeyler satılan, en kişisel hizmeti sunan adresleri bulup ortaya çıkarmak tutkusu eklenince bunu bir şekilde benim gibi düşünenlerle paylaşmak istedim. Bir de dünyada lüks kavramı değiştikçe insanlar artık bağıran bir lüks yerine daha özel, yerine göre el yapımı olan, az bilinen ve az bulunan ürünlere, etik dükkanlara ve samimi deneyimlere yöneliyorlar. Kriter, bol para veya son moda olana sahip olmak değil; çünkü insanlar akıllı, alçakgönüllü ve yalın lüks peşinde şimdi. Biz de bu kriterlere uygun yerleri, kişileri ve etkinlikleri kulağınıza fısıldıyoruz. 2008 Ocak ayından beri de yayındayız ve Pukka Living'in kalitesinin ve stilinin okuyucuları tarafından bu kadar sahiplenilmesi bizi çok duygulandırıyor. Tasarımının ve dilinin bazı uyanık siteler tarafından taklit edilmeye çalışılmasına da gülümseyerek bakıyoruz.
4. Yazılarınızda neden farklı bir yazım dili kullanmaya çalışıyorsunuz?
Pukka’nın tüm yazıları şehirli ve biraz yaramaz bir kızın dilinden ortaya çıkıyor. Zaten üyeler arasında kızlar erkeklere göre çoğunlukta. Diğer önemli bir nokta ise güvene dayali samimiyetten geçiyor ki bu da Pukka’yı bir dergiden veya webzineden çok, bir dost ile yapılan içten sohbetlere, arkadaşlar arasında forwardlanan sır adreslerle dolu bir fısıltı gazetesine yakın kılıyor. Espiri, haber ve pop kültürün kesişimi gibi bir şey.
5. Pukka Living’i kimler takip ediyor?
Üyelerin ortak paydaları lükse olan yaklaşımları: gösteriş amaçlı pırlantalı bir Rolex değil de, cepkende tutulup gerektiğinde çıkarılıp bakılan kaliteli bir cep saati gibi. Sayılarla söyleyecek olursak yüzde 90’ı şehirli, trendy, 25-45 yaş arası, kendi parasını kazanan, haftada en az bir kez dışarı çıkan kadınlar ve erkekler. İsim veremem ama üyeleri arasında PR’cılardan imaj danışmalarına, dergi editörlerinden kariyer sahibi, gezmeyi eğlenmeyi seven kadın ve erkeklere çok geniş yelpazede ama zevkleri uyumlu bir kitle var.
6. Site nasıl çalışıyor?
Site, tarzına güvendiğiniz bir arkadaşınızın kulağınıza tüyolar fısıldaması gibi işliyor. Lifestyle, Moda, Yeme&İçme, Wellbeing, Eğlence, Le Weekend, Yaratıcı, Seyahat ve Çocuk gibi on değişik kategoriden haftaiçi hergün bir tanesiyle ilgili bir yazı çıkıyor. Samimi bir dille yazılmış, kısa, ana fikri espirili bir dille özetleyen, 30 saniyede okunup biten 150 kelimelik, meze tadında şeyler.
7. Peki, mesela yarınki Pukka’ya kimleri ve neleri çıkaracağınıza nasıl karar veriyorsunuz?
Her gün, orjinal ve yaratıcı olan, butik tarzında ve samimi bir duruş sergileyen şeyleri bulup yazıyoruz. Pukka Living’de konu seçimi her telden ve spontane; şehirde ve dünyada fark yarattığını düşündüğümüz kişi ve kurumlar sadece havalı, ‘dünya vatandaşı’ Türkler ve ecnebiler değil. Hep bildiğiniz bir dükkânı da hatırlatıyoruz, yeri geldiğinde. Sürekli bir buluş kaygısı yok...
8. Modern İstanbul rehberi olmak istemeniz ne iş?
İstanbul’un şu anki cazibe merkezi olma fırsatı bir daha gelmeyecek. Wallpaper’ın kurucusu, şimdiki Monocle’ın sahibi Tyler Brulé de en son İstanbul’u yaşanacak şehirler listesine soktu. Belki de biz göremiyoruz bu şehirdeki güzellikleri ve enerjiyi, kafamıza geçirdiğimiz kesekağıtlarından dolayı.
9. Bu değirmenin suyu nereden geliyor, söyler misiniz?
Memnumiyetle. Pukka Living kar amacı gütmüyor ve katkıda bulunan herkes İstanbul’un bu taze yüzünü tanıtmada gönüllü olarak yer alıyor. Kimse para vererek ‘bizi de Pukka’ya çıkart’ diyemez. Onun adı ‘reklam’ ve ileride Pukka’da da öyle yazılar yer alsa da size bunun reklam olduğunu baştan söyleyeceğiz. Ancak Pukka Living’in de bitmesini istemediğiniz her güzel şey gibi kendi kendini döndürmesi gerek. Pukka Living'in yaratıcısı olarak bunun %50'sini ben karşılıyorum, ama diğer yarısı için bizi desteklemenizi istiyoruz. Duruşunuza uyan doğru 'hamiler' ile çalışmak ve konseptle uyuşan reklamverenlerle işbirliği yapmak da olabilir. Her zaman 'Best things in life are free' diyoruz ve sonuna dek okuyucunun yanında olduğumuzu belirtmek istiyoruz.
10. Buradan nereye?
Pukka Living’i bir ‘community’ olarak görüp sahiplenenlerin ve katkıda bulunanların sayısı da şimdiki gibi artsın istiyoruz. İsteyen Türkçe yazsın bize, isteyen İngilizce. Pukka’nın başka şehir versiyonlarını da yayınlamak planımız var. Genç ve yetenekli Türk tasarımcıların seslerini duyurmaya devam etmek istiyoruz.
ÖNEMLİ: Pukka Living’de gördüklerinizi kaynak gösterip link verdiğiniz sürece (http://www.pukkaliving.com/ ) alıp, kesip-biçip kullanabilirsiniz. Aksi halde buluruz ve çok üzülür(sün)üz.
Ilgın Yorulmaz (36), editor@pukkaliving.com
Pukka Living’in kurucusu ve editörü. Boğaziçi İşletme mezunu. Üniversiteden hemen sonra Master için gittiği Japonya’da iş bulup kaldı. Tokyo’daki McCann-Erickson reklam şirketinin ofisinde cool hunter ve trend analizcisi olarak geçirdiği yedi yılda Chanel, Louis Vuitton, BMW gibi lüks markalara imaj, reklam, marka iletişimi ve pazarlama konularında danışmanlık yaptı. Daha sonra yerleştiği Londra’da ise hep hayalinde olan Central St. Martins ve Chelsea School of Art&Design’da tasarım, iç mimari ve styling okudu. Sekiz yıl önce Londra’dan çeşitli dergiler için yapmaya başladığı lifestyle yazarlığını geçen yıl taşındığı İstanbul’da da sürdürüyor . Her gün taradığı yayınlar arasında Vogue da var, The Economist, Financial Times ve Monocle gibileri de. En son okuduğu kitap, Alan Fletcher’ın The Art of Looking Sideways adlı, kişilere ve objelere neden bazen tepetaklak bakmamız gerektiğini anlatan mükemmel bir çalışması. Pukka Living yoluyla insanların başlarına geçirdikleri kese kağıdını çıkarıp ‘İstanbul’da’ değil, ‘İstanbul’u’ yaşamalarına yardım ediyor.















